____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.

IP adresiniz 54.166.188.64 .................................................................................. Bugün Sitemizi 1 Kişi Ziyaret Etmiş! ...................................................................................

bilgidoluyuz.tr.gg

...........

TÜRKİYE CANIM FEDA

closeYenileniyoruz....

bilgidoluyuz.tr.gg

Fıkralar

YALAN MAKİNESİ

Temel'in oğlu sınava girecekmiş. Temel oğluna : -Başarılı ol, demiş. Temel çarşıdan bir yalan makinesi satın almış ve oğlu gelince sormuş : -Kaç aldın oğlum? -Baba beş aldım, deyince makine ötmüş. Temel yine sormuş : -Baba dört aldım, deyince makine yine ötmüş. -Bak oğlum doğru söyle ben senin kadarken imtihanlardan beş alırdım, deyince makineden bir ses çıkmış ve makine "bum" diye patlamış.




YAMYAMLARIN SINAVI

Birgün bir gemide bulunan Alman Fransız ve Temel geminin batması sonucu bir adaya çıkarlar. Adada bulunan yamyamlar bunları esir alırlar : -Birinizi yiyeceğiz, derler. Sınavı kaybedeni yiyeceklerdir. Herbirine birer maymun verirler en az çocuk yapanı yiyeceklerdir. Aradan bir süre geçer sonuçlar belli olmuştur. Alman 2 Fransız 3 ve Temel'in 1 çocuğu olmuştur. Yamyamlar şaşırmışlardı. Nasıl olurda bir Türk 1 çocukta kalırdı? Bunu duyan Temel hiddetle : -Siz bunun bana dişisini verseydiniz 10 çocuk yapardım ya neyse, demiş.




YANLIŞ NUMARA

Temel saat 02.30 da arkadaşı Dursun'u arıyor. Telefon kalkıyor. -Buyrun. Temel Dursun'un sesini tanıyor : -Alo Dursun orası 11,11 mi? -Hayır, Temel burası 1,1,1,1. -Kusura baakma Dursun yanlış numara.




YANLIŞ ANAHTAR

Temel'e bir gün seferberlik kağıdı gelir kağıtta hemen işini gücünü bırakıp gelmesi yazılıdır. Temel en yakın arkadaşı Dursun'u yanına çağırır ve : -Beni askere göreve çağırdılar karım Fadime sana emanettir. Sana şu anahtarı da bırakıyorum Fadimenin bekaret kemerinin anahtarıdır. Ben yolda kaybedebilirim sende dursun ona iyi bak dönünce alırım, der ve atına atlayarak yola çıkar. Aradan beş dakika geçmeden arkasından bir toz bulutunun yükseldiğini görür ve durur. Gelen Dursun dan başkası değildir. Dursun nefes nefese : -Ula Temel bu anahtar kemeri açmıyor. Yanlış anahtarı verdin galiba.




YA SAATİM DURMUŞ

Dursun tıp fakültesini bitirmiş. Bir hastanede ihtisasa başlamış. İlk sabah vizitesinde hocası : -Şu hastanın nabzını bir say bakalım, demiş. Dursun hastanın nabzını almış, bir türlü bırakmıyor. -Ne oldu Dursun? Dursun gözlerini kırpıştırmış : -Ya bu hasta ölü, ya da benim saatim durmuş.




YATIN YERE

Dört kişilik avcı gurubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel : -Yatın yere, tavşan deliği ! Bütün avcılar yere yatarlar. Gercekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına. Temel : -Yatın yere, tilki deliği! Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel : -Yatın yere, ayı ini! Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel: -Uşaklar ne cıkacağını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza! Ertesi gün gazetelerde manşet : -Dört avcı tren altında can verdi.




YİNE SENİ ARIYORLAR

Seçimler öncesiydi.Fatih ilçesinde encümene aday olan birkaç Oflu partili Fatih'te Trabzonlu siyasetçilerin toplandığı Yaşar Abdik'in kahvesinde bir araya gelirler.Sohbet sırasında hepsi de birbirlerine hava atmak için kendi başkanlarına olan yakınlıklarını anlatıyordu. Bir tanesi: -Valla benim başkanla aram çok iyidir.Hemen hemen her öğle yemeğini birlikte yiyoruz, deyince : -Ovvv!O da bir şey mi?Benim başkanla aram daha iyidir.Her gün onun odasına gider, yurt sorunlarını görüşürüm.Oda kapıdaki görevliye "önemli konuğum var,beni lütfen kimse rahatsız etmesin" diye tembih eder, deyince üçüncüsü de dayanamaz: -Ula,uşaklar.O dedikleriniz de bir şey mi?Benim başkana yakınlığım hepinizden çoktur.Çünkü ben her gün makam odasına gider,onla yurt sorunlarını görüşürüz.O sırada telefon çalar.Başkan açar.Sonra bana dönerek;"aaa,yine seni arıyorlar" diye telefonu bana uzatır,der.




YURT DIŞINA KAÇMIŞ

Temel yolda yürürken bir senet bulmus.Bakmiş senedin son günü.Ne yapacağım diye kara kara düşünmeye başlamış.Sonra gitmiş borç toplayıp senedi yatırmış, rahat bir nefes almış.Aynı şekilde bir gün yürürken yine yerde bir senet görmus, almış bakmış.Yine senedin son günü.Ama bu ödenecek gibi değil, çok fazla miktarda.Temel hemen sahte pasaport çıkartıp yurt dışına kaçmış.




YÜZME BİLMİYORMUŞ

Akıl hastanesinin müdürü hastanedeki akıl hastalarının sayılarını azaltmak için onları bir teste tabi tutmaya karar vermiş. Testin konusu ise içi boş bir havuza tramplenden atlamakmış. Testi kim geçerse akıllandığına karar verilip hastaneden taburcu edilecekmiş. Derken test günü gelmiş çatmış. Hastane müdürü akıl hastalarını toplayıp onlara neler yapması gerektiğini anlatmış ve atlamalarını istemiş. Bunun üzerine akıl hastaları sıra ile tramplene çıkarak boş havuza atlamaya başlamışlar. Havuz boş atlayanlar yere yapışıyor. Bu durum bütün hastalar sona erene kadar devam etmiş. En son hiç sesi çıkmayan bizim Temele sıra gelmiş. Temel tramplene çıkar atlamaz. Zorla çıkarılır yine atlamaz aşağı iner. Bu durumu gören hastane müdürü Temelin akıllandığına karar verir ve onu taburcu eder. Tam Temel kapıdan çıkıp giderken müdür merak içerisinde Temel' e sorar : -Yahu Temel aferin sana merak ettim acaba sen neden o havuza atlamadın? -Sayın müdürüm pen yüzme pilmeyrum onun içun atlamadum. !!!!!




YÜZ TANE MARTI SAYMIŞTIM

Bir gün temel boğaz köprüsünden boğazı seyrediyormuş.Adamın biri yaklaşmış hemşerim ne edeysun? Temel : -Martıları sayıyorum, demiş.Adam : -Bu köprü benim ne kadar martı saydın ise o kadar para vereceksin, demiş.Temel : -99 tane saydum, demiş.Ve adama 99 martı parası vermiş.Adam parayı alıp arkasına bakmadan gimiş.Temelde adamın arkasından : -Nasılda kandırdım adamı 100 tane martı saymıştım!!!




ARABASINI SATMIŞ

Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel'de arabasını satmış.




ARİTMETİK

Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş : -Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz




ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ?

Adamın biri karadenizli arkadaşına "eşek" demiş. Karadenizli sormuş : -Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim?




ASANSÖR

Temel kapıcı, çalıştığı on katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var : "Asansör pozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki pinadadur"




ASLAN

Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış. -Hoop, dur ne yapıyorsun, orası aslan kafesi, diye bağırışmışlar.Temel geri dönmüş, -Sankim aslanınızı yedük, demiş.




ASMAK

Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar : -Ha sen ne yapayudun öyle? -Hiç kendimi asaydum... -Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi. Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun'a baktıktan sonra cevap verir : -Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.




AŞAĞISI BİR İŞ DÜŞÜNÜYOR

Karadanizliye sormuşlar : -Neden baştaki saç ağarıyor da, aşağıdaki ağarmıyor? -Aşağısı bir iş düşünüyor, yukarısı bin iş düşünüyorda ondan, demiş Karadenizli.




ATALARIMIZ TELSİZ TELEFON KULLANMIŞLAR!!!

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar anlatmaya başlar : -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya: -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.




ATATÜRK 39 YAŞINA BASTI

Karadenizliye öğretmeni sormuş : -Söyle bakalım, 1881'de ne oldu? -Atatürk doğdu öğretmenim. -Peki, 1920'de ne oldu? -Atatürk 39 yaşına bastı öğretmenim!




AT YARIŞI

At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar. -Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor. Adam da : -1. olana ikramiye var da ondan, der. Temel de cevap vererek : -Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.




ATTA GİDECEĞİZ

Azrail Temel'in canını almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İsaret parmağını ağzına sokup, ağuk guğuk sesleri de çıkararak bebek taklıdı yaptı. Azrail durumu anlamış ve Temel'in oyununu bozmamış, gitmiş. Ertesi ve daha ertesi günü Temel yine aynı numarayı yapmış ve kurtulmuş. Hatta daha ileri giderek kendisine birde emzik bile almış. Azrail yine gelmiş, Temel hemen yerde emeklemeye baslamış. Azrail Temel'e : -Temel gel attaaaa gideceğiz.




AYAĞIMI DENİZE SOKUP

Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş : -Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak? Temel akıllı ya : -Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.




AYAKKABI

Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor : -Ne sorayiler? -Ayakkabı. Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar : -Dört ayaklıdır, miyav miyav der. Temel soruyor : -Bağcıkli midur?


 
ANNELER VE KIZLARI
Bir kadinin uc tane kiz cocugu vardir. Tesadufen
ucune de ayni
zamanda talip cikar. Tek bir dugunle ucu de
evlenir ve
yuvadan ucuuup giderler. (Pirrrr diyerekten)
Kizlarin hepsi de farkli
sehirlere gitmislerdir... Anneleri, el bebek gul
bebek buyuttugu
kizlarinin
evlilik yasamlarini; ancak ozellikle ask
hayatlarini merak
etmektedir.
Ancak kizlari yatak olaylarini acik acik
anlatmaktan cekindikleri
icin bir
yontem gelistirirler:
Kizlar annelerine, o gunku Hurriyet gazetesinde
cikan gazete
ilanlarina
atifta bulunarak, ask hayatlari hakkinda, e-mail
yoluyla bilgi
vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan mesaj
gelir. Mesajda
"RUFFLES"
yazmaktadir.
Kadin merakla Hurriyet gazetesini alir ve ilana
bakar:
"RUFFLES.
HEM EGLENCELI, HEM DE DOYURUCU"
Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye
baslar.
Bir sure sonra ortanca kizindan bir e-mail
mesaji
gelir:
Mesajda "MAXWELL COFFEE" yazmaktadir. Hemen
gazeteyi eline
alir ve ilani bulur:
"MAXWELL... HER DAMLADA BUYUK ZEVK"
Kadin yine cok mutlu olur ve bu kez kucuk
kizindan mesaj beklemeye
baslar.
Uzun sure mesaj gelmez; kadin tedirgin olur, ama
beklemeye devam
eder.
Bekleyen dervis misali, en sonunda kucuk
kizindan da bekledigi mesaj
gelir:
"BRITISH AIRWAYS"
Kadin merak ve heyecanla Hurriyet gazetesini
eline alir ve ilani
okuduktan
sonra dusup bayilir:
"BRITISH AIRWAYS. SUPERSONIC UCAKLARLA....
HAFTADA 7 GUN....
GUNDE 3 SEFER..... USTELIK HER TARAFA....."
*********************************************
UYANIK
Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur.
Dünyanın bu
en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır.
Patron sorar:
* Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
* Evet köyümde bu işi yaptım.
* Patronun gözü cocugu tutar:
* İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu
karşısına
alır;
* Evet, bugün kaç satış yaptın??
* Bir!
* Ne bir mi? Ötekiler 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu
peki?
* 320.334 USD doları.
* Patron şaşırır ve sorar:
* Nasıl becerdin bunu?
* Adama küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir
olta sattım.
* Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye
gereksinimi olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu,
yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini
söyleyince
son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:
* Ne diyorsun, tüm bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı
sattın?
* Genç çocuk yanıt verir:
* Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle
dedim:
"Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..."
************************************************** *******
BAŞ AĞRISI
Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu
meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk
hayatı
çekilmez, bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman
hekim bulur kendine;
" - Size bir iyi bir de kötü bir haberim var." der doktor.
" - Doktor önce iyi haberi duymak istiyorum."
" - Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
" - Peki kötü haber nedir doktor bey?"
" - Çok nadir görülen bir durum..söylemesi zor ama hadım edilmeniz
gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu
baskı sizde dayanılmaz, bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın
tek yolu erkeklik organınızı almak."
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine
sorar;
" - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin
için
yaşarım. El içine nasıl çıkarım!"
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak
altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda;
" - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes
alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede
yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve
yeni bir hayata başlamaya karar verir.
Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım
elbiseye takılır gözleri. " - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve
dükkana girer.
Tezgahtara; " - Yeni bir takım elbise istiyorum" der.
Tezgahtar Joe'yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - Bir bakalım. 44 beden!" der.
Joe gülerek;
" - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - Bu benim işim."
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine
hayran hayran bakarken tezgahtar sorar;
" - Yeni bir gömlekde ister misiniz?"
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - Elbette" der.
Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar;
" - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
Joe şaşırır;
" - Kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - Bu benim işim!"
Joe gömleği giydi. Evet gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken
tezgahtar sorar;
" - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım"
Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak;
" - Evet...9-1/2... E."
Joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl
anladınız?
Vallahi bravo!"
Tezgahtar; " - Efendim. Bu benim işim."
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur
ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar;
" - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim
ben!"
Joe aynaya bakarak;
" - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve
" - Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara. Tezgahtar Joe'nun
kafasına bakarak; " - Eveeeeet...7-5/8."
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara;
" - Evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - Bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye
düşünürken tezgahtar yine sorar;
" - Size bir tane de don verelim efendim"
" - Joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
Tezgahtar geri adim atarak "Eveeeeet..36 beden!"
Joe gülerek; " - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden
giyiyorum!" der.
Tezgahtar kafasını sallayarak;
" - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza
basınç yapar bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep
olur!..."
8 NUMARALI KUTU
Birgün doktorun biri kendine muayenehane açmış ve gazetelere ilan vermiş "Muayene ücreti 100$, iyileştiremediğimiz hastalıklarınızda muayene ücretinin 5 katını iade ediyoruz"
Gel zaman Git zaman adamın şöhreti almış yürümüş...
Bir gün uyanığın biri bu yoldan para kazanma düşüncesi ile doktorun yolunu tutmuş.Muayene ücretini ödemiş ve doktorun yanına girmiş.Doktor hastayı şöyle bir süzdükten sonra, ne rahatsızlığınız var beyfendi diye sormuş. Adam; "- Doktor bey sormayın benim ağzımın tadı kaçtı ne yersem yiyim tadını alamıyorum" demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz" demiş. Hemşire getirmiş kutuyu, doktor kutunun içindeki şeyden 1 kaşık adama yedirmiş. Adam; "- Doktor bey ne yapıyorsunuz? bu bok!" demiş. Doktor gördünüz mü hastalığınızı hemen tedavi ettik demiş..
Aradan aylar geçmiş.Adam parasını geri almanın planlarını yapmış ve tekrar doktora gitmiş,Muayene ücretini ödemiş ve doktorun karşısına çıkmış. Doktor yine neyiniz var demiş, Adam "- Doktor bey sormayın, hafızam çok zayıfladı, hiçbirşeyi hatırlayamıyorum herşeyi çabucak unutuyorum " demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz" demiş. Adam; "- Ama doktor bey 8 numaralı kutuda bok var" demiş. Doktor gördünüz mü bu hastalığınızıda hemen tedavi ettik demiş..
Aradan yine aylar geçmiş Adam paralarını geri almak için çıldırıyormuş. Tekrar doktora gitmiş, muayene ücretini ödemiş ve doktorun karşısına çıkmış. Doktor yine neyiniz var demiş, Adam "- Doktor bey sormayın, iktidarsızım" demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; "Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz" demiş. Adam çok sinirlenmiş; "- Hay .ikecem şimdi 8 numaralı kutunu da seni de" demiş. Doktor "gördünüz mü bakın iktidarsızlığınızda sona erdi.." demis.
************************************************** *******
KONUŞMAMAK
Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus:
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili daha da saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor, gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek .....
************************************************** *******
GURUR KAZAZEDESİTemel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir.
Hemen kosar;
- " Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der.
Adam soyle bir bakar;
- " Sen kac yasindasin?" diye sorar.
- " 28 " der Temel. Adam da;
- " Tamam, git 2 ve 8' e oyna."
Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir.
Adam:
- "Sen kac kilosun? " der.
Temel " 76 kiloyum." deyince;
- " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der.
Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar.
Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar.
Adam bu kez
- " Senin ....şeyin... uzunluğu ne kadar? der.
Temel saskinlik icinde
- " 25 cm. " deyince adam da
- "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der.
Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler.
Ertesi gun hemen Temel' in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel' in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye.
Temel' in verdigi yanit ise sudur:
- " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi."
BAŞIN AĞRIYOR MU?
Kari koca oturmus televizyon izlerken, erkegin cani sevismek ister.
Gider mutfaktan bir bardak su ile iki Aspirin getirir, karisina uzatir;
-Al karicigim sana su ve Aspirin getirdim!.
- !!! Neden hayatim?, basim agrimiyorki?.
- Allaha sukur!.
************************************************** *****

ÇILGIN ÇOCUK
Yasli bir amca parkta bir banka çökmüs etrafiseyrediyormus... derken yanina bir delikanli gelmis ki saçlari kirmizi, turuncu,mavi, sari renk boyali... Adam çocuga bakakalmis... Çocuk da küstah birsesle: - "Ne var moruk, sen hayatinda hiç çilginca biseyyapmadin mi!" demis... Adam gülümsemis: - "Yaptim.. bir seferinde çok sarhostum ve birpapagani becermistim.. Simdi de acaba sen benim oglum musun diye merakediyorum..."
************************************************** *************************

HERKES GÜVERTEYE
Okyanusta büyük bir gemi hizla ilerliyorken, bir angemi kaptani herkesi güverteye çagirmis. Herkes güverteye toplaninca: - "Size bir kötü bir de iyi haberim var" demis."Hangisi ile baslayayim?" - "Iyi olanla" demis yolcular... - "11 dalda oscar kazanacagiz..."
************************************************** **********************

EKMEK VAR MI? Ördek bara girer ve barmen'e: - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok - ekmek var mi - yok dedik ya - ekmek var mi - eger bir daha sorarsan seni duvara civilerim - civi var mi - yok - ekmek var mi
************************************************** ***
HAYIRLI EVLAT
Nebraska'da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi
bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim
edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi
ve muşkulatini izah etti.

Sevgili David, Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu
hissediyorum. Bahceyi kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada
olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin
hallederdin.
Sevgiler Baban.
Bir kac gun sonra oglundan bir mektup ald.
Babacigim, Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum.
Sevgiler David.
Ertesi gun sabaha karsi 4'de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum
sahayi
kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek
gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi.
Babacigim, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin
en iyisini yaptim. Sevgiler

SORU: Doğum tarihiniz nedir?
CEVAP: 15 Temmuz
SORU: Hangi yıl?
CEVAP: Her yıl

***
SORU: Hastalığınız hafızanızı etkiliyor mu?
CEVAP: Evet
SORU: Peki ne şekilde etkiliyor?
CEVAP: Olayları unutuyorum.
SORU: Bize unuttuğunuz bir şeyi örnek olarak verebilir misiniz?

**
SORU: Sizinle yaşayan oğlunuz kaç yaşında?
CEVAP: Ya 38 ya da 35. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum.
SORU: Ne kadardır sizinle yaşıyor?
CEVAP: 45 yıldır...


***
SORU: Kocanız uyandığı zaman, size söylediği ilk şey neydi?
CEVAP: Bana ''Neredeyim ben, Canan?'' dedi.
SORU: Peki bu niçin canınızı sıktı?
CEVAP: Çünkü benim adım Suzan...

***
SORU: Korna çaldınız mı?
CEVAP: Kazadan sonra mı?
SORU: Kazadan önce.
CEVAP: Tabii; 10 yıl boyunca...


***
SORU: Kadının üç çocuğu vardı değil mi?
CEVAP: Evet.
SORU: Kaçı erkekti?
CEVAP: Hiçbiri.
SORU: Hiç kız çocuğu var mıydı?

***
SORU: Saldırganı tarif eder misiniz?
CEVAP: Orta boyluydu, sakalı vardı.
SORU: Kadın mıydı, erkek miydi?


***
SORU: Merdivenlerin bodrum katına indiğini söylediniz.
CEVAP: Evet.
SORU: Aynı merdivenler yukarı çıkıyor muydu?

***
SORU: İlk evliliğiniz nasıl sona erdi?
CEVAP: Ölümle.
SORU: Ölen kimdi?


***
SORU: Vücudu incelediğiniz zamanı hatırlıyor musunuz?
CEVAP: Otopsi 18.30 da başladı.
SORU: Adam ölüydü değil mi?
CEVAP: Yok, oturmuş, neden üzerinde otopsi yaptığımı merak ediyordu.


SORU: Vücudu incelediğiniz zamanı hatırlıyor musunuz?
CEVAP: Otopsi 18.30 da başladı.
SORU: Adam ölüydü değil mi?
CEVAP: Yok, oturmuş, neden üzerinde otopsi yaptığımı merak ediyordu




_____________________________________________________________________________ bilgidoluyuz.tr.gg _____________________________________________________________________________


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=